Skip to content

Gelişim Portalı « Psikoloji temelli Kişisel Gelişim ve Başarı Sitesi » Kişisel gelişim, başarı, mutluluk, zeka oyunları, forum...

Site Araçları
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Buradasınız: ANA SAYFA arrow POPÜLER TARİH arrow Meşhurların ev hallerine dair pek meraklı havadisler
Meşhurların ev hallerine dair pek meraklı havadisler PDF Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 
10 08 2009

Image"Vay be!" diyor insan, bir vakitler ne hayatlar yaşanmış şu güzel İstanbul'da, ne kadınlar, ne erkekler yaşamış! Hani biz modern zamanlara eriştik diye böbürleneduralım, neredeyse yüz, yüz elli yıl önce bizim şimdi hayalini dahi kuramayacağımız türden, pek şenlikli, pek zengin, dillere destan hayatlar parlamış.

Kahramanların hepsi de talihli imiş tabii... Devrinin önde gelen isimleri, tanınmış simaları, şiiriyle, romanıyla ya da devlet adamlığıyla sivrilip öne çıkmış kadınları yahut adamları... Pek çoğunu tanıyoruz, ya da tanıdığımızı sanıyoruz, aklımızda isimler var yalnızca, ya da tek cümlelik hükümler... Daha fazlasını öğrenmek istediğimizde ne oluyor? Cevabı gazeteci Hikmet Feridun Es'ten alalım zira kendisi, bu soruyu 1940'larda sormuş, cevabını vermiş ve akabinde "Tanımadığımız Meşhurlar" (Ötüken Neşriyat) adlı kocaman bir kitap yazmış. Kitabın başlığı elbette bir sitem, bir ironi içeriyor, bahsi geçen isimleri tanıyoruz çünkü; ama yeteri kadar değil. 

Hikmet Feridun Es, daha o günlerde hayıflanmış iyi ki, yitirilen edebiyatçıların çocuklarına, yakınlarına 'ahiret sualleri' sormayı akletmiş de böyle bir eser çıkmış ortaya. Kitapta Şemseddin Sami, Muallim Naci, Recaizade Ekrem, Makro Paşa, Ubeydullah Efendi, Resneli Niyazi, Talat Paşa gibi birçok ismin olabildiğince teferruatlı hayat hikâyeleri yer alıyor. Biz sizin için beş meşhur seçtik ve onlara dair pek meraklı havadisler verdik. 

HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR 

 Usta romancı Hüseyin Rahmi, sadece roman yazmakta usta değilmiş, elinden ne işler gelirmiş meğer. 

Mevsimine göre değişen renk renk takkeler giyen yazar onları kendi elceğizleriyle örerdi. Bir romana başlayıp sayfalarca yazdıktan sonra yorgunluk atmak için tığını ve ipini eline alır, "Dimağım yorulduğu zaman elim işlesin ve dinleneyim." derdi. 

Reçel yapmakta da üstüne yoktu. Mürdüm eriği, ahududu, ayva reçelleri evinden eksik olmazdı. Ayrıca limonlu ve çilekli dondurmayı da iyi yapardı. 

Yazarın, neden evlenmediğini, dışarıya niçin eldivensiz çıkmadığını ve köşkteki yaşmaklı kadın resminin kime ait olduğunu da siz bulun. 

 

ŞAİR NİGAR HANIM 

 Teşvikiye'de bir sokak adı mı yalnızca? Hâlbuki ne zarif, ne bilgili kadınmış. İtalyanca, Almanca, Fransızca, Rumca konuşur, güzel şiirler yazar ve güzel giyinirmiş. Ama her güzellik bir arada olur mu? 

On dört yaşında gelinlik giydiği gün, öyle çocuk ki, davetlilerin şaşkın bakışları arasında yerinden fırlamış ve salona giren kırlangıçları kovalamış. 

Gazete ve dergilerde ilk defa açık yüzle fotoğrafı yayınlanan Müslüman kadın unvanına sahip. İstanbul'a gelip de onunla röportaj yapmayan yabancı bir gazeteci mi, asla kabil değil! 

'Nigar Hanım'ın Salonu'; işte gerçek bir fenomen, bizdeki ilk 'edebî salon' olarak biliniyor ve oraya kimler geliyor kimler... 

Bu zarif hanım, hotozun, yaşmağın ve feracenin unutulmasını nasıl engelledi? Türk modasını Amerika'ya nasıl taşıdı? Şiir kitabının telifiyle ne satın aldı? Hepsi ve daha fazlası kitapta...

 

TEVFİK FİKRET 

 Robert Koleji'nde öğrencilerle şakalaşan, zarif, esprili Tevfik Fikret, hep hayalini kurduğu 'hürriyet'e kavuştuğu gün yıkıldı. Herkesin bilip tanıdığı 'acı' bir adam olup çıktı. Neden? 

Dava arkadaşlarının her biri bir rüzgâra kapılmış koşuyordu ve Tevfik Fikret'i kimse görmüyordu. Zamanla o da kimseyi görmek istemedi ve Aşiyan'daki Fildişi Kulesi'ne çekildi. 

Kimseyi kırmak istemezdi; ama rol de yapamazdı. Bir gün görüşmek istemediği bir şaire pencereden uzanıp, "Tevfik Bey evde yok!" demiş ve pencereyi kapamıştır. 

Bir gün oturdu ve bir kadın çarşafı icat etti. Küçük pelerinli bu çarşaf istendiğinde tayyöre dönüşebiliyordu ve o günlerde kibar muhitlerde moda olmuştu. 

En tiksindiği şey küfürdü, Haluk'un küfür duymaması için sahildeki yalıdan çıkıp tepelerde bir köşke taşınmıştı.

 

LEYLA HANIM 

 Besteleri ve şiirleriyle ünlü, ömrünün bir kısmı saraylarda geçmiş, Harem-i Hümayun hakkında hatıralarını yazmış talihli bir hanım. Peki, sarayda ne işi vardı? 

Babası Hekim İsmail Paşa, sarayın doktoruydu. İhtimal ki hiçbir doktor onun kadar kazanmamıştır, zira yalnız bir hizmeti karşılığında kendisine bir konak ve eczane hediye edilmişti. 

Sultan Vahdettin kendisini pek severdi ve sık sık saraya davet ederdi. Yorulmasın diye de muhakkak evine bir araba gönderilirdi. 

Leyla Hanım, bugün asker ocağında pek sevilen "Yaslı gittim şen geldim" marşını bir gecede bestelemiştir.

 

MARKO PAŞA 

 "Sen derdini Marko Paşa'ya yan" bugün bilinen; ama kullanılmayan bir deyim. Kimdir bu Marko Paşa? 

Sultan Aziz döneminin önemli doktorlarından biri. Dert dinler, hem de büyük bir dikkat ve sabırla; ama her defasında; "İyi evladım, anladım amma; ne söylüyorsun?" derdi. Anlardı hakikaten ama gerektiği zaman anlamamış gibi yapardı. 

'Abdülaziz öldürüldü mü yoksa intihar mı etti?' tartışmasında, padişahın naaşını incelemiş ve intihar ettiği yönünde görüş bildirmiştir. 

Hilal-i Ahmer müessesesinin kuruluşunda önemli rol oynamıştır.  

 

Yazar: ÜLKÜ ÖZEL AKAGÜNDÜZ

Yazarın e-posta Adresi: Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

Yayınlanma Tarihi: 02 Ağustos 2009, Pazar

Kaynak:http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=875779&title=meshurlarin-ev-hallerine-dair-pek-merakli-havadisler


Benzer İçerikler:

» Yorum yok
Şu anda hiç yorum yok.
» Yorum Gönder
E-Posta (Üyeler adresinizi göremez)
İsim
Başlık
Yorum
 
< Önceki   Sonraki >

SİTE İLKELERİ

GÜNÜN SÖZÜ

- "Ben sana bir elma versem, sen bana bir elma versen, bende bir elma, sende bir elma olur. Ben sana bir bilgi versem, sen bana bir bilgi versen, bende iki BİLGİ, sende iki BİLGİ olur." KONFİÇYUS

Özel Arama